Çiftler ilişkilerinin her aşamasında farklı zorluklar ile karşılaşır. Türkiye’de evliliklerin yaklaşık %20’si boşanma ile sonuçlanıyor. Diğer taraftan, bittiği halde, korku odaklı veya ekonomik nedenlerle sürmek zorunda olan doyumsuz evliliklerin sayısını ise bilmiyoruz. Doyumlu bir ilişki hayatı oluştumak, bir yaşamı paylaşırken benliğini korumak, ilişkinin sınırlarını belirlemek ve beraberinde getirdiği zorlukların üstesinden gelmek için etkileşim çeşitliliğini geliştirmek gereklidir. Çiftlerin en sık yaşadığı sorunların başında iletişim kaybı, güven eksikliği, yakınlaşma sorunları, cinsel isteğin azalması, aldatma ve bağlanma korkusu gelmektedir.

Çiftler, genellikle ilişkilerindeki duygusal sorunları kendi içlerinde çözümlemekte zorlandıkları zaman terapiye başvurmaktadırlar. İlişkilerinde veya evliliklerinde çeşitli güçlükler yaşayan tüm bireyler, ilişki terapisine başvurabilir. İlişki terapisi sağlıklı iletişimin kapılarını açmaya yardımcı olur ve devam eden sorunları, ilişki üzerinde baskı yaratan endişeleri çözümlemede birbiriyle nasıl en iyi biçimde bağlantı kurulabileceğini gösterir.

Aile sistemi içinde yaşanan problemler tüm aile bireylerini yakından ilgilendirir. Sorunun ortaya çıkışından çözüm aşamasına kadar bütün süreçlerde ailedeki her ferdin yansımasını görürüz. Bu nedenle aile terapilerine çoğunlukla tüm aile dahil edilir. Terapiler tüm aile üyeleriyle sürdürülebileceği gibi ailenin bir kısmı ile de devam ettirilebilir.

Aile, sorun yaşamaya başladıktan terapiye karar verme aşamasına kadar çoğunlukla belirli bir mücadele göstermiş; ancak etkili bir yöntem bulamamıştır. Sorun çözme yöntemlerinin başarısız olması sonucu bir terapistten yardım alma kararı ile aile için farklı bir süreç başlar.

Terapide ailede problem oluşturan durumlar tespit edilip; ailenin ihtiyaçları belirlenir ve ailenin bu durumlarla nasıl baş edebileceği konusu ele alınır.