Panik atak aniden gelişen, kişide huzursuzluk, daralma, sıkıntı oluşturan; nefes alamama, göğüste sıkışma, boğulma hissi, kalp çarpıntısı, terleme, ateş basması, bayılacak gibi olma, el ayakta uyuşma, bulantı, baş dönmesi gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği semptom örüntüsüdür. Panik Bozukluk hastalığında, kişi panik atak geçireceğine yönelik bir kaygı-endişe taşır, ayrıca panik atak geçirme ihtimali olan yerlerde bulunmaktan kaçınır. Panik ataklar genellikle 5 dakika ile 1 saat arasında sınırlıdır. Kişi bu dönemde ölüm korkusu ya da delireceğine, aklını kaçıracağına yönelik yoğun bir sıkıntı yaşar. Kişi panik atağı geçirdikten sonra diğer atağa kadar belirli bir rahatsızlığı veya şikayeti olmayabilir.

Panik bozukluk hastaları kendilerini güvende hissedecekleri yerleri tercih ederler, yalnız kalmaktan kaçınırlar, mümkünse atak sırasında hastaneye ya da doktora çok çabuk sürede ulaşabilecekleri yerlerde bulunurlar. Kalabalık ortamlara girmek istemeyebilirler, kapalı yerlerde kalmaları gerektiğinde kapıya-çıkışa yakın yerleri seçerler.

Panik atak yaşanma ihtimali %30-50 arasında olmakla birlikte bu atakların tekrarlaması, kaygı ve kaçınma davranışlarının eklenmesi sonucunda gelişen panik bozukluk rahatsızlığı genel nüfusta %1-3 oranında bulunmaktadır. Bu hastalar genellikle psikiyatri doktoru yerine dahiliye, kardiyoloji doktoruna ve çoğunlukla da acil servislere giderler. Yapılan tetkiklerin sonucunda dahili patoloji saptanmaması üzerine psikiyatri hekimine yönlendirilirler. Psikiyatrik tedavilerde uygulanan bilişsel davranışçı psikoterapiler ve farmakolojik ilaç tedavileri çok başarılı sonuçlar sağlamaktadır.